ASYA’NIN DOĞUSU’NDAN BATISINA EĞİTİM ALANINDAKİ SİSTEM YANLIŞLIĞI!
ASYA’NIN DOĞUSU’NDAN
BATISINA EĞİTİM ALANINDAKİ SİSTEM YANLIŞLIĞI!
Dünya’da
farklı dinler olduğundan ve herkes bir başka dinin buyruklarına zorla inanma
mecburiyeti olmamakla beraber, atasözleri uluslar arası ortak kültürel
değerlerdir. Birçok insanın tecrübeleriyle anlaşılmış ve kabul edilmiş
tespitlerdir.
Bir atasözünde “Oğlunu seven hocaya vermez; kızını seven kocaya vermez!” deniyor.
Buradaki esas maksat; yani çok nazlı büyütülen, her istediği yerine getirilmiş
çocukların aileleri hocanın metoduna, hafif cezalarına karşı gelir ve kabul
etmezse insan eğitilmez!” demektir ve bu günümüzde Amerika’dan Japonya’ya her
yerde yaygın olumsuz bir adettir! Buna bir de semavi dinlerdeki ve güzel
ahlaktaki ortak hükümlerin ve prensiplerin yerine getirilmeyişi eklenince yeryüzünde
git gide insani ve ahlaki çöküntünün arttığına şahit olunmaktadır !
Dünyadaki kötü bilinen veya zannedilen
insanların yarısından çoğu bir zamanlar iyi insanlardı. İnsanoğlu tıpkı
Tanrı’nın varlığına ve nimetlerine yaptığı nankörlüğü ve vefasızlığı
birbirlerine de yaptığından artık iyi insanlar da birbirleriyle ilgilenmiyor ve
iyilik yapmıyor! Hatta halk arasında yaygın şu söz ne kadar hazin ve ibret
verici ! “Hiç düşmanım yok; çünkü kimseye
iyilik yapmadım!” Buradan anlaşılan; iyilik yapılan kişiler iyiliğin
değerini bilmediğinden, nankörlük gören kimseler daha beter düşman oluyor!
Halkın öğretmen, imam gibi edebi
nasihatler veren kimseleri çok gözlemesi ve en ufak hatalarda gıybet etmesi ve
şikayet etmesi artık mesleği eğitim ve tebliğ olan kimseleri de inandığı
doğruları anlatmak ve yaymaktan soğutmuştur! İnsanlar soru sorma, öneride
bulunma, işin aslını öğrenme, dertlere ortak olup çözüm bulma yerine dedikodu
ve şikayeti daha güzel ve kolay bulmaktadırlar!.. Bu yüzden insanlık artık
materyalistleşmiş ve duygusuzlaşmıştır! Yani toplumlar kendi kendine bunu
yapmıştır. Çoğu kimsenin gözünde diğer insanların markette satılan bir maldan
belki daha az değeri vardır!
İnsanlık nefs canavarlarını terleyerek
ve yorularak uygun bir metotla terbiye etme yerine bazen de farkında olmadan bozuk
televizyon programları, eğlenceler, yaygın batıl adetler ve benzerlerinin
etkisiyle okşayarak onu azgınlaştırmış; ejderhanın alevleri her tarafa
saçılmakta ve uykudan geç uyanmış gafiller onu durduramamaktadırlar ! İşte ana-babasını
sokağa atanların, küçük menfaatler için korkunç cinayetler işleyenlerin, özgürlük
ve saf sevgiye ulaştım zannederek birkaç erkeğin geçici hevesine hedef tahtası
olmuş zavallı kızların ,bir zamanlar işledikleri sapıklık yani homoseksüellik
yüzünden lanete uğrayıp yerin dibine batırılanların ve lezbiyenlerin binlerce
örnek olayına şahit olunmaktadır. Ve büyük günah ve suçların çoğu; yalan, hile,
sahtekarlık, zina, faiz, iftira, israf, ihanet, rüşvet, taraf tutma ve insan
hakkı yemek vb. zehirli sarmaşık gibi
dünyada yaygınlaşmıştır!
“Adalet
ve ahlakın olmadığı yerde huzur ve gelişme olmaz!” Kısa süreli havai fişek
gösterileri hayatı ve insanları sürekli aydınlatmaya yetmez!
Tekrar eğitime dönersek; Dünyaca meşhur
Japon filmi “Ölüm Oyunu” ndaki yaşlı Kitano Hoca’nın ve saf kalpli öğrencisi
Noriko’nun rüyada aralarında geçen şu anı ve konuşmalarındaki püf noktaları
keşfedelim;hem öğretmenler hem öğrenciler neden mutsuz ve başarısız, ortaya
çıkar!
“Bir nehir kenarında Kitano Hoca ile kız
öğrenci Noriko dondurma yiyorlarken;
–
(Kitano) Sen iyi
misin?
–
(Noriko) Ne ?
–
(Kitano) Birileri
bizi beraber görürlerse seni tuvalete kapatırlar!
–
(Noriko) Bunu
başkasına yaparlar.
–
(Kitano) Sınıfın
sıkıcı mı?
–
(Noriko) Evet!
–
(Kitano) Bunu nasıl
söylersin?
–
Sınıfa girdiğimde
hepiniz bir çuval patates gibi gözüküyorsunuz. Birbirinize kötü davranıp kötü
konuşuyorsunuz. Size nasıl yol gösterilir !? Bir öğrenciye dokunursan işinden
olursun! Bir öğrenci bıçaklasa bile dokunamıyorsun!”
–
(Noriko) Sana bir
şey söyleyeceğim…
–
(Kitano) Ne?
–
Sana batırılan
bıçak; aslında onu evimdeki masamda saklıyorum ! Aldığımda emin değildim ama
şimdi bazı nedenlerden dolayı benim için önemli. Bizim sırrımız. Sadece bizim
aramızda.
–
(Kitano) Dinle
Noriko!
–
(Noriko) Evet.
–
(Kitano) Sence bir
yetişkin bu durumda bir çocuğa ne demeli?”
* * * * *
Filmi izleme fırsatı olmayacaklara kısa bir
özetini sunayım. Gençleri terbiye edemeyen ve baş edemeyen gelecekteki o
ülkenin hükümeti ve ordusu, izole edilmiş adada “ölüm oyunu” oynatıyorlar. Bu
korkunç oyundan sadece iyi kalpli Noriko Nakagawa ve arkadaşı Shuya Nanahara sağ
kurtuluyorlar!
Bu “Kardelen Mesaj Grubu”nda
da ara sıra yardım eden, mesajlar gönderen “morgul33f”
takma adlı genç kız kardeş saf kalpli Noriko gibidir. O, manevi keşif yoluyla
ve ruhani görevlilerin “Saliha” diye bildirmesiyle seçilmiştir. Bendeniz ara
verdiğimde veya bu tebliğ görevini yerine getiremediğimde inşaallah o devam
ettirecektir!
Beşeri sistemler, sadece aklı
ve bilimi rehber edinerek huzur ve başarıyı
bulacağını
zannetti. Halbuki Kur’an’da Allah c.c., “Hak geldi, batıl yok oldu. Zaten batıl yok olmaya
mahkumdur!” buyurmuştu. Ama
insanlığın çoğu buna inanmadı. Ve ihtiyar yeryüzü hastalandı ve çöküşe geçti. Karanlık
ve korkunç denizde boğulan insanların yardım isteyebileceği sadece bir varlık
vardı. O da Yüce Yaratıcı Allah c.c. idi. Ama çoğu kimse azap ansızın başına gelene
kadar gerçeği kabul etmek istemiyordu çünkü nefse zor geliyordu! Hani derler; “Gök
gürlemeyince ‘Allah, Allah !’denmez!” Tipik insan karakteri!
Türkiye’deki
eğitim alanındaki büyük sorunlara gelince, şunlardır:
*
Okullar ve sınıflar öğrencilere yetmiyor; ideal bir sınıftaki öğrenci sayısı
20’yi geçmemeli. Birebir ilgilenme, gürültünün azalması ve kontrol açısından
böyle olmalı. Nüfusu ortalama 300-500 kişiden fazla, hatta 2000-3000 kişilik
okulları yönetmek her açıdan problem oluşturuyor. Bunlar sabit bir varlık değil
ki; hareket eden, konuşan, koşan, bağıran, kavga eden, hastalanan, sürekli
ihtiyaçları olan devamlı bakım onarım isteyen bir topluluk, ancak yaşayan
anlıyor!..
*
12-13 yaşından sonra erkek-kız karma eğitim olmamalı. Çünkü ergenlikten sonra
eğitimden ziyade gençler hep flört, aşk, ihanet, paylaşamama, tartışma ,kavga
yüzünden verimli öğrenimi yapamıyor. İşin içinde olmayanlar uzaktan bu dertleri
algılamıyor.
*
Öğrenci ve öğretmenlere rahat eğitim yapabilecekleri geniş sınıflar, yeterli
dolaplar, geniş sıralar, televizyon-bilgisayar gibi araçlar sağlanmalı! Tüm
ülkedeki sınıfların yarısı bile bu imkânlara sahip değildir!
*
Dünya basınından anlaşıldığına göre; Amerika’dan Japonya’ya her yerde eğlence
programlarının, reklâmların, maddi refah düzeyinin verdiği şımarıklığın, gizli
zehirli maddelerin etkisiyle ve benzeri etkenlerle saygısızlık, dinlememezlik,
hatta hakaret, alay vb. kötü huylar yaygınlaşmıştır. Huzuru sağlamak için
disiplin kuralları ile cezaları etki etmemektedir ve yetersizdir !
*
Ve en önemli ahlaki olumsuz etkilerden biri de eğitimcilerin, din adamlarının
yeterli iltifat ve destek görmeyişleri, hep dedikodu ve şikayet edilmeleri
insanları birbirinden soğutmakta sadece maaş için çalışan sessiz robotlar
haline getirmektedir! 10 yıldan fazla bir zaman boyunca ne kendimin ne bir
arkadaşımın “dürüst ve özverili çalışması” na karşılık bir veliden bırakın 3-5
sefer taltif görmeyi, özel bir iltifat veya hediye alan yok denecek kadar az
olmuştur! Sonuç olarak insanlık kötüye gitmektedir. Acil önlemler alınması
gereklidir!
* Birçok yerde uzun yıllar
çalışmış biri olarak, diğer kurumlarda olduğu gibi askeri birliklerde, okullarda
, hastanelerde, hatta esnaf ve sanatkarların bile iş yaparken sınıf farkı
gözettiklerine şahit olduk ! Aynı iş, aynı ücret olduğu halde birçok usta,
zengin mahallesine malzemenin iyisini, kalfanın iyisini gönderirken, kenar
mahalleye kötü malzeme, acemi çırak gönderiyor! Bunları yaşaya yaşaya
insanlığın çoğundan nefret ettik!.. Çok az istisnalar hariç kurum idarecileri
tarafından personele büro, sınıf, oda, işçi, memur, öğrenci, malzeme veya imkan
dağıtımında zenginlik, mevki, cinsiyet, yandaşlık-partizanlık gibi çağlar boyu
revaçta olan özelliklere göre hâlâ taraftarlık yapılıyor! Ve bazı haksızlıklar
birkaç kişi tarafından açıklandığında birbirlerine menfaat, şöhret, mevki vb.
bağlarla bağlı olan kurumların yönetim kurulu üyeleri hiçbir mazlum talebini
dikkate almak istemiyorlar! Gerçekler Allah’ın hikmetiyle silsile yoluyla nasıl
insanlığa ulaşıyor…Bir zamanlar, bir öğretmen arkadaşın şahit olduğu zalim
politika olayı sizi uyandıracak. “Arkadaş, bir milli eğitim müdürlüğünde ziyarette
iken oturuyorlarmış. Atama bölümünde yeni göreve başlayan şube müdürü göreviyle
ilgilenirken, eski atama görevlisi gelerek, “Hocam bu işler şöyle; (il
dışından) tayin olup geleni 1 hafta beklet, arayan soran yoksa ver “uzak”
ilçeye! O büroda oturan arkadaş ta o sırada “uzak” ilçeye önceden tayin olup
orada çalışan biriymiş! Ne kadar zâlimce bir bakış açısı değil mi? İşte sözde
müslüman Türkiye’nin hali! Arkasında general veya mafya olana hürmet, garibe, mazluma
“uzak” ilçeye sürgün!
Bu yüzden (bir arkadaşın
manevi keşfine göre) 3. Dünya Savaşı Türkiye’ye karşı füzelerle yapılırsa ve
Dünya’nın da üçte ikisi ölecekse hiç şaşırmıyorum! Herkes hak ettiğini bulacak! “Yanlış hesap Bağdat’tan geri dönecek!”Duvarlar
arkasında gariplerin, mazlumların hakkını yiyenler çarpılacak! İnsan, hayat
aynasına nasıl bakarsa, öyle bir karşılık görecek!
KORKUNÇ NOT !!!!!
·
Dünya’da
yalanın, hilenin, sahtekârlığın en çok olduğu ülkelerden biri olan,
·
İsrafın
en çok görüldüğü ilk sıralardaki ülkelerden biri olan,
·
Dünya’da
şans oyunu en çok oynanan ilk 5 ülkeden biri olan,
·
Alkollü
içki tüketiminde ilk sıralarda yer alan,
·
Kuralları
umursamamak ve aptalca hırs yüzünden Dünya’da en çok trafik kazalarının
yaşandığı ve insanların, malların dehşet içinde parçalandığı ilk sıralardaki
ülkelerden biri olan,
·
Dindarların,
vatanperverlerin, gariplerin, normal işçi ve memurların çoğunun haksızlığa
uğradığında haklarını alamadığı lanetlenmiş ülke olan,
·
Faizle
para alıp vermelerin, faizli alışverişlerin ekmek-peynir alışverişi gibi yapıldığı
bir ülke olan,
·
Fiili
zina, televizyon, internet yoluyla fuhşun bolca yapıldığı bir ülke olan,
·
Resmi
kurumlar veya özel firmalarda işler, mallar, imkanlar paylaşılırken zenginlerin,
kadınların (özellikle güzellerin) ve aynı gruptan olan yandaşların tarafının
tutulduğu ve kayırıldığı bir ülke olan,
·
Zekat,
sadaka, iyilik gibi insani erdemli işlerin kaybolduğu bir ülke olan,
·
Bazıları
tarihi kahramanlık türküleriyle avunurken veya havuz başında âlem yaparken,
garip, zavallı, saf kalpli mazlum askerlerin ateş altında ölüme terk edildiği,
satranç tahtasındaki piyon gibi harcandığı bir ülke olan TÜRKİYE CADILAR
BAYRAMI OLAN 3. DÜNYA SAVAŞI’NA HAZIR OLSUN !!!!!
·
Çocuk
oyunu oynar gibi bir hâlim mi var Dünyalılar !? Bazen bendeniz bile aklımdan
geçen düşüncelere ve sezgilere hayret ediyorum; geçenlerde aklımdan ünlü korku
filmindeki (Child’s Play) “Bebek Chucky”
geçti. “Acaba gerçekte de öyle konuşur mu, nasıl hissedilir?...” gibi. Kısa
süre sonra Amerika’dan bir haber geldi (13.10.2008); A.B.D.’deki Mattel
Firması’nın ürettiği Coo Bebekler, “Işık İslam’da (Islam is the Light)
diyorlarmış! Ve hemen Amerika’da bebeklerin satışı yasaklanmış ve
toplattırılmış! Acaba sizce korkunç ve
anormal olan içine kötü ruh girmiş olan film kahramanı kâtil “Bebek Chucky” mi,
“İslam Işıktır!” diyen “Coo Bebekler” mi yoksa böyle söyleyen bebekleri
“Skandal” olarak görüp korkan ve ortadan kaldıran insanlar mı !?... Hadi muhtemel programcı değişikliği değil
de ruhâni varlıklar gerçekten onlara öyle söylettilerse !...Allah c.c., ne
güzel dost, ne güzel yardımcıdır !
Amerika’daki Coo Bebekler, “Şeytan Kraldır”
demekle, ABD, Şeytani yoldadır, en büyük ülke karanlıktadır; bu nedenle ABD
gelecek yıllarda Tufan Felaketine rastlamadan önce ancak İslam aydınlatır !”
demek istemektedir !...En doğrusunu Allah bilir !
KAYNAKLAR:
1-